Bu sayfada
Çocuklarda Özgüven
Çocukta özgüven nasıl gelişir, ne zaman zorlanır?
Okul öncesi ve ilkokul çağında özgüven; “ben bir şey deneyebilirim, zorlanınca biri yanımda durur” duygusudur. Salıncağa ilk kez binmek, parmak kaldırıp yanlış cevap vermek, doğum gününde merhaba demek, resmini masaya bırakıp gitmek… Bunlar ergenlikteki beden imgesinden, ayna karşısındaki kıyaslardan farklı bir dünyadır. Bu sayfa çocuklarda özgüven eksikliğini oyun, deneme ve öğretmen–akran sahnesi üzerinden anlatır; ergen özgüven sayfasındaki beden ve kimlik temalarını buraya taşımayız.
Özgüven, övülerek şişirilen bir balon değildir. Çocuk, biraz zorlayan bir işi kendi eliyle bitirdiğinde ve bu bitişin görüldüğünde büyür. Sürekli “aferin, harikasın” işitmek bazen tam tersini yapar: Çocuk, gerçek bir zorlukta çökmemek için yalnızca bildiği işlere yapışır. Mükemmeliyetçi bir ev ya da sınıf iklimi de aynı kapıya çıkar. Hata görünür olunca rezalet gibi duruyorsa, denemek risk haline gelir.
Öğretmenin “sesini duyuramıyorsun”, akranın “sen beceremezsin”, kardeşin her şeyi daha çabuk bitirmesi… Bunlar çocuğun iç sesine yerleşebilir. Öğrenme güçlükleri ya da dikkat ve odaklanma yaşayan çocuklarda özgüven ikincil olarak da düşer: Çaba görünmez, sonuç görünür. Terapide önce “tembel” ya da “isteksiz” etiketini bir kenara bırakıp, çocuğun hangi sahnede küçüldüğünü anlamaya çalışırız.
Utangaç mizaç ile özgüvenin zedelenmesi aynı şey değildir. Bazı çocuklar yavaş ısınır, kalabalıkta geride durur; bu bir kusur değildir. Zorluk; çocuğun meraklı olduğu oyuna bile girememesi, “yapamam”ın her yeni işin önüne geçmesi ve yetişkinin onayını almadan bir adım atamamasıdır. Sosyal beceri problemleri de iç içe gelebilir: Özgüven düşükse grup oyununa girmek, sosyal beceri zayıfsa özgüven orada yara alır. Ayrımı oyun odasında ve ebeveyn öyküsünde birlikte ararız.
Belirtiler
Çocuğunuzda şunları gözlemliyor olabilirsiniz
Aşağıdakiler özgüveni zorlanan çocuklarda sık görülür. Mizaç, tek bir utangaç gün ya da yeni bir ortamda çekinmek tek başına bir tablo çizmez.
Oyunda ve denemede
- Yeni oyuncağa, parka, spora “yapamam” deyip kenarda kalmak
- Resmini, ödevini, kulesini başkasına göstermeden bozmak
- Biraz zorlayınca hemen vazgeçmek, yetişkinin eline bırakmak
- Yalnızca çok iyi bildiği işleri tekrarlamak, yenisine yaklaşmamak
Sınıfta ve öğretmene karşı
- Bildiğini düşündüğü halde parmak kaldırmamak
- Tahtaya kalkınca donmak, sesinin çıkmaması
- Öğretmen geribildirimini felaket gibi yaşamak
- Not, yıldız ya da “aferin” olmadan işe başlamamak
Kendine dair cümlelerde
- “Ben aptalım”, “hiçbir şeyi beceremem” gibi erken yerleşen sözler
- Başkasının işini kendi işinden sürekli üstün görmek
- Övgüyü savuşturmak, yergiyi ise uzun süre taşımak
- Hata yapınca utançla saklanmak, öfkelenmek ya da oyunu terk etmek
Bu gözlemler bir etiket değildir. Amaç çocuğu “özgüvensiz” ilan etmek değil; hangi sahnede küçüldüğünü görmek ve denemeye yeniden yer açmaktır.
Terapi süreci
Özgüveni zorlanan çocuklarla nasıl çalışıyoruz?
Ebeveyn görüşmesinde çocuğunuzun neleri kolayca yaptığına da bakarız. Yalnızca zorlandığı yerleri konuşmak, zaten daralmış bir resmi daha da küçültür. Hangi oyunu kendi seçtiği, hangi yetişkinin yanında daha cesur durduğu, öğretmenin somut geribildirimleri ve evdeki “mükemmel olsun” baskısının izi… Bunlar, özgüvenin nerede kilitlendiğini gösterir. Bu görüşme Kadıköy ofislerinde ya da online yapılabilir.
Oyun terapisi odasında çocuk, kazanan olmak zorunda olmadığı bir alan bulur. Kule yıkılabilir, resim yarım kalabilir, oyun yarıda değişebilir. Ben bu deneyime “hadi düzelt, daha güzel olsun” diye girmeden eşlik ederim. Zamanla çocuk, bir yetişkinin bakışında küçülmeden durabildiğini fark eder. Bu, öğütle “kendine güven” demekten farklı bir yoldur: Güven, ilişkide ve denemenin sonucunu felaketleştirmeyen bir odada birikir.
Ebeveynlerle evdeki dili sadeleştiririz. Her işin sonunda abartılı övgü, her hatada düzeltme ve kardeşle kıyas, çocuğun iç sesini yetişkinin sesine teslim eder. Küçük, bitmiş işleri adlandırmak (“bu kuleyi sen kurdun, yıkılınca tekrar denedin”) övgü yağmurundan daha çok işe yarar. Onayınızla öğretmenle de aynı dili konuşabiliriz: Sınıfta parmak kaldırmak gibi dev bir hedef yerine, yanındaki arkadaşa bir cümle kurmak gibi ulaşılabilir bir adım. Çocuklarda kaygı tabloya eşlik ediyorsa, özgüven çalışması kaygıdan kaçınmayı pekiştirmeyecek biçimde planlanır.
- 1
Ebeveyn görüşmesi
Denemeye kapandığı sahneleri, evdeki övgü–düzeltme dilini ve öğretmen gözlemlerini dinleriz. Çocuğunuz bu görüşmede bulunmaz.
- 2
Çocukla tanışma
Oyun odasını kendi hızında tanır. Performans beklenmeyen bir ilişki, çoğu çocuk için özgüven çalışmasının ilk deneyimidir.
- 3
Oyun terapisi seansları
Yıkılan, yarım kalan, yeniden kurulan oyunlar üzerinden hatanın felaket olmadığını kendi temposunda yaşar.
- 4
Ev ve sınıf adımları
Ulaşılabilir küçük denemeler (yeni bir oyun, kısa bir söz, bitmiş bir resim) ebeveyn ve gerektiğinde öğretmenle birlikte seçilir.
- 5
Düzenli ebeveyn görüşmeleri
Ne değişti, nerede kıyas ve düzeltme geri geldi, çocuğun cümleleri nasıl kaydı… Bunları yüz yüze ya da online konuşuruz.
Yöntemler
Hangi yöntemler kullanılır?
Oyun Terapisi
Oyun terapisi, çocuğun hata yapmanın görünür olduğu bir ilişkide durmasına alan açar. Filial terapi çerçevesiyle ebeveynin evdeki oyunda “düzelten” değil “eşlik eden” konuma geçmesine de çalışırız. Seanslar Kadıköy ofislerinde yüz yüze yürür.
Yöntemi tanıyın: Oyun Terapisi
Aileyle birlikte
Ebeveynler için
Özgüveni zorlanan bir çocuk, ebeveynde de bir telaş uyandırır: “Arkadaş edinemeyecek, sınıfta ezilecek, denemeden büyüyecek.” Bu telaşle çocuğu sürekli cesaretlendirmeye, onun yerine konuşmaya ya da her işi “güzel oldu” diye paketlemeye kaymak kolaydır. Oysa çocuk, sizin telaşınızı da okur. En güçlü hediye, onun yarım işinin yanında durabilmeniz ve sonucu sizin adınıza kurtarmak zorunda olmamanızdır. Ebeveyn görüşmeleri hem bu duruşu pratikleştirmek hem de sizin yorgunluğunuzu paylaşmak içindir.
Evde neler yapabilirsiniz?
- Sonuca değil çabaya bakın: “Bu kuleyi üç kez yeniden kurdun” demek, “harika kule” demekten daha çok yer tutar.
- Kardeşle, kuzenle, sınıftaki “hepsini bilen” çocukla kıyas cümlelerini evden çıkarın. Kıyas, deneme isteğini kısar.
- Hatayı hemen düzeltmeyin. Önce “nasıl devam etmek istersin?” diye sorun; elini onun işinin üzerinden çekin.
- Yeni bir denemeyi küçük tutun. Tüm parka değil, bir salıncağa; tüm sunuma değil, öğretmene tek bir cümleye yer açın.
- Sizin de yanlış yaptığınız anları görünür kılın. “Bunu karıştırdım, tekrar deniyorum” cümlesi, öğütten daha çok öğretir.
İlk adım
Ne zaman destek almalı?
Şu durumlarda bir uzmanla görüşmeyi düşünebilirsiniz:
- Yeni oyun, yeni etkinlik ya da sınıfta söz alma birkaç aydır düzenli olarak kaçınılıyorsa
- “Yapamam”, “ben aptalım” cümleleri günlük dile yerleştiyse
- Öğretmenden “potansiyeli var ama çekiniyor, işe başlamıyor” geribildirimi tekrarlanıyorsa
- Hata görünce oyunu, resmi ya da ödevi yok etmek, saklanmak ya da öfkelenmek alışkanlık olduysa
- Aile, çocuğu hiç zorlamamak üzerine kurulmaya başladıysa ve bu daralma büyüyorsa
